KÖPRÜNÜN ÖTESİ
BİRER AYNAMIZ OLMALI * Oyhan Hasan BILDIRKİ
Hayatımızın envanterini tutmuyoruz. Sadece yaşayıp gitmeyi amaç mı edindik, ne? Sanki dün ile günümüz arasındaki köprüleri atmışız. Dün edindiğimiz tecrübeleri, bugünümüzü sıçrama tahtası yaparak yarınlara taşımıyoruz. Böylece, kaybettiğimiz çok oluyor.
Eksiğimiz ne? Nerede hata yapıyoruz?
İşte bunları anlamak ve yorumlamak gerekiyor. Yoksa rengi, kokusu olmayan dümdüz bir çizgide, hayatımızı tüketir gideriz. İtalyan Türkologlarından Ord. Prof. Dr. Anna Masala’nın bizim milletimiz için söylediği güzel bir sözü var. Anılan sözü, kulağımıza küpe yapmalıyız. Aslında bu sözün benzerleri bizde çok. Lâkin biz, daha ziyade “yabancıların sözü”ne önem verir, onlar tarafından yapılan değerlendirmeler neticesinde, gerekirse “şişiniriz.”
Profesörün sözüne dönüyorum: “Sizin bir aynaya ihtiyacınız var.” Zira, başarmak için, sadece “koşmak” yetmez. Önce kendimizi tanımalı, neler yaptığımızın veya yapmakta olduğumuzun farkına varmalıyız. Yani, yaşadıklarımıza anlam katmalıyız. Bunu gerçekleştirmek için birer kılavuza, bir başka deyişle birer aynaya ihtiyacımız var. Bu ayna, bir yerde bize doğruları söyleyen bir dost olacağı gibi, yaptıklarımızı anlatan bir hatıra defteri halinde de karşımıza çıkacaktır.
Bu çıkışlar neticesinde, atacağımız her adımda, daha ölçülü olacağız. Yaşadığımız hayatı, çok daha iyi bir şekilde yorumlayabileceğiz. Dün ile bugün arasında köprüler kurarak, yarın yapacaklarımızı plânlayabileceğiz. Aynamız bize, önce kendimizi anlatacak, bulunduğumuz noktayı gösterecek. Bu noktadan hareketle, başarıdan başarıya koşacağız. Biliyorsunuz, bütün aynalar, bizim görmek istediklerimizi değil, kendi gördüklerini, daha doğrusu, kendisine aksedenleri, olduğu gibi gösterme hünerinin sahibidirler. Aynalar, gerçeklerin dilidir. Aynalara bakarak, birçok meselenin sırrını kolayca çözebiliriz. Çünkü bütün aynalar, bizim hata yapmayan hafıza bekçilerimizdir. Kullanmasını bilmediğimiz bilgisayarlar, bu yolda yaya kalır. Filistinliler, her zaman bizden yardım istemişlerdir. Çeçenlerin durumunu, Azerilerin arzularını, Suriyelinin niyetlerini, İsraillilerin bizden beklentilerini güya biliyoruz. Fakat bu konularda, neler yapmamız gerektiğini kestiremiyoruz. Neden? Çünkü, birer aynamız yok. İşe nereden, nasıl başlayacağımızı, hangi adımları, ne şekilde atmamız gerektiğini bilemiyoruz. İyilik yapmak amacıyla dostlarımıza uzattığımız “tereddütlü ellerimiz”, onları şaşırtıyor. Sadece selâmlaşıp geçmek için el sıkışıyoruz. Sonra görüşmeler, görüşmeleri takip ediyor, yıllarca uzayıp işe yaramaz lastiklere dönüyor. Eteklerimiz tutuşunca da, “ne oluyor?” telâşına kapılıyoruz.
Olan bir şey yok!
Lâkin anlamak, başarmak, doya doya yaşamak ve yaşatmak için birer aynamız olmalı, değil mi?
25 Nisan 1995
Oyhan Hasan BILDIRKİ


