Free Web space and hosting from bz.tc
Search the Web

KÖPRÜNÜN ÖTESİ

Köprünün Ötesi E Kitaplar Kimlik Favori Linklerim Adreslik Ziyaretçi Defteri My Photos



      Denktaş: Erdoğan'ı üzdüğüm için üzgünüm

      DENKTAŞ’IN HAYÂLİ * Oyhan Hasan BILDIRKİ

      Kuzey Kıbrıs, kanımız, canımız bir olan, bizimle aynı dili konuşan, aynı türküleri kendileriyle paylaştığımız kardeşlerimizin ülkesi. Kuzey Kıbrıs, yarısı oradaki Türklerin elinde bırakılmış bir ülke. “Bırakılmış” sözünü, bilerek kullandım. Elbette 1974 Barış Harekâtı’nı da unutmadım. Ne var ki, hangi kaynağa baktıysam da, Kıbrıs’ın, tarihin hiçbir döneminde “Yunanlı” olmadığını gördüm. Bilinenleri uzatmak, vaktinizi almak istemiyorum. Yalnız, bir gerçeği, gerçeklerin en gerçeğini, çok iyi biliyorum: Orda bir ülke var uzakta. Aramızda sadece Akdeniz. Uzatsanız kollarınızı, kucağınızda.
      Kucağınızda ya! Nedense biz, buna hazır değiliz. Başkalarının ne diyeceklerini ön plâna çıkardığımızdan olacak, bu konuda türlü “çekince”lerimiz var. Yüzlerce acabalara, binlerce şüphelere yakamızı kaptırmışız. Başkalarına “merhamet”te öne çıkmışız. Kendimizden olana karşı, daima “cimri” davranmışız. Veya acıdıklarımızı, milliyetine bakmaksızın, bağrımıza basmışız. İşte Kıbrıs’taki “Yunanlı”nın hikâyesi, bu! Daha sonra da, onlara Kıbrıs’ın yarısından çoğunu “terk etmişiz”.
      Gerisini biliyorsunuz. Katlandığımız ambargolar, dışlanmalar, çeşitli birliklere alınmamalar, sırf Yunanlı istedi diye hakkımızda uygulanan vetolar. Hepsine de sabırla katlanmışız. Can evimizde misafir ettiklerimiz, bizi, her zaman bağrımızdan hançerlemiş. “Ar”ımızdan şamatayı, milliyetlerinin özelliği olarak taşıyanlar gibi, gürültü edip, bağırıp çağırmamışız. Haklılığımıza rağmen, “suçlanan” yine biz olmuşuz.
      Denktaş ve Kıbrıs. Bu ikileme, pahası can olan, “seçkin” bir hayatın hikâyesidir. Kuzey Kıbrıs’ı yerde sürünmekten ayağa kaldıran, orasını vatanlaştıran, kardeşlerimize yeni bir ülke açan, bu yolda, sonsuz enerjisiyle çalışan, gecesini gündüzüne katan Denktaş’tır. O, Kıbrıs Türk’ünün efsanevî ismidir. Çamurdan zirveye çıkardığı ülkesinin, gözbebeğidir. O şimdi, bir ömür boyu çektiği kahrın meyvelerini toplamak, son görevini yerine getirmek arzusundadır. Bu arzusunu da netleştirmiş ve “tek”leştirmiştir: “Tek hayâlim, Türkiye ile bütünleşmek. Umarım, görev sürem dolmadan, bu hayâlim gerçekleşir.” demek suretiyle, anlayışı kıt olmayanlara, “mesaj”ını vermiştir. Bu süre de, 1995 Nisan’ıdır. Sonrası, karışık!
      Yetkisizlikten şikâyetçi olan Denktaş, yeni dönemde Cumhurbaşkanlığına aday olmayacağını açıklamıştır. O, fonksiyonunun “sözcü”lükten daha başka şeyler olduğunun farkındadır. Zaman, insana çok şey öğretiyor. Zaman, en büyük hoca. Denktaş’a göre, bundan sonra “zaman”a oynamak, yel değirmenlerine karşı savaşmaktan başka, ne olabilir? Ve bu oyun, Kıbrıs Türküne, yeni acılar ve kayıplardan başka, ne kazandıracaktır? 
      Aklın yolu, birdir. Kıbrıs’ta kazandıklarımızı elden uçurmamak için, Denktaş’ın sözlerini değerlendirmeli, asıl yapılması gerekeni, en sona bırakmadan, hemen yapmalıyız. Bu, hem Denktaş’ın onurunu kurtarır, hem bizi, olmamız gereken yere çıkarır. Bu yolda atacağımız her adım, küllenen millî kimliğimizi uyandırır. Denktaş’ın hayâline, göz yummayalım.
      Orda bir ülke var uzakta. Aramızda sadece Akdeniz. Uzatsanız kollarınızı, kucağınızda.
      27 Ocak 1995

      Oyhan Hasan BILDIRKİ

KÖPRÜNÜN ÖTESİ * Oyhan Hasan BILDIRKİ / İlk Sayfaya Dön