KÖPRÜNÜN ÖTESİ

HEP AYNI SENERYO * Oyhan Hasan BILDIRKİ
“Rüzgâr, Karadeniz’den esiyor olmalı, mis gibi kokuyor. Panof, gerilerde, çok uzaklarda bıraktığı eşini, çocuklarını düşündü. Yeşile hasret, tozun, toprağın içinde, çölün en amansız yerinde yaşıyorlardı. Görürlerse, buğdayı çuvalda, çiçeği vazoda görebiliyorlardı. Bu cennet ülke, kimindi böyle? Esen yeli, bağrında duydu, ayıldı. Voronsof’a seslendi.
- İlktir, dedi, sana bir şey soracağım. Cevaplar mısın?
- Sorusuna göre.
- Korkma! Benimkisi sadece merak.
- Sor!
- Bu topraklar kimin be, yoldaş?
- Deve dikenlerinin.
- Anlamadım! Açık söyler misin?
- Açığı: Tatarların! Şu işbirlikçilerin...
- Alamancıların, ha?
- Öyle!
- Üzüldüm!
- Değmez!
- Neden o?
- Yolcular da!
- Nereye?
- Bilsem...” (*)
* Oyhan Hasan BILDIRKİ, Üçüncü Günün Öğlesi, s. 40
Görüyorsunuz, değişen bir şey yok. Komünizm çökünce, hangimiz yeni ümitlere kapılmadı ki? Barış ve huzura yaklaştığımızı sandık. Yeni bir dünyanın kurulduğunu düşündük. Fakat “sanmak” ve “düşünme”nin, yaşamak demek olmadığını anladık.
Rusya’nın Çeçenistan’a girişiyle birlikte, İnguşlar da Moskova’ya savaş ilân ettiler. Çeçenlerin yanına, Karaçay, Abhaz, Balkar, Çerkes, Kumuk, Dağıstan ve Oset halklarının yiğit savaşçıları, gönüllü olarak koştular. Türkiye, baştan ayağa, ülkenin her yerinde, “şahlanış mitingleri” yapıyor. Ama Rus, bildiğini okuyor. Ona “dur” diyen, “nereye” diye soran yok.
Çeçen kartalı Dudayev, Rus imha plânını açıklayan Yeltsin’in gizli talimatını, dünya basınına verdi. Yeltsin’in imzasıyla, bütün ilgili birimlere gönderilen “gizli talimat”ta, Çeçenlerin bulundukları topraklardan “zorla sürülmesi” ve boşalacak yerlere Rus ailelerin yerleştirilmesi emrediliyor.
Ve, Grozni bombalanıyor!
Yani, 1944’teki aynı senaryo, yeniden tezgâhlanıyor.
Bilindiği gibi; Kırım Türkleri, 18 Mayıs 1944’te, Stalin tarafından Almanlar’a yardım ettikleri öngörüşüyle, hayvan vagonlarıyla Sibirya ve Orta Asya’ya sürülmüşlerdi. Bu sürgünden geride kalan Kırımlılar, bugün hâlâ kendi ülkelerine sokulmuyorlar.
Acaba tarih, tekerrür mü ediyor? Çeçenleri, yeni sürgünler mi bekliyor? Sorunun düğümü, Dudayev’in şu sözlerinde yatıyor: “Biz, bu oyuna gelmeyeceğiz.”
Bekleyelim, bakalım, ne olacak?
Neler olacak?
23 Aralık 1994
Oyhan Hasan BILDIRKİ

