
KAPILAR AÇILDIKÇA * Oyhan Hasan BILDIRKİ
Kapılar açıldıkça, Türkiye’nin ufku genişliyor. Bunun sonunda da “lider ülke Türkiye”, gündemin baş sırasına koşuyor. Fakat dün olduğu gibi bugün de, siyasî başarılarımızı nedense “ekonomik kazançlar”a dönüştüremiyoruz. Görünen o ki, bizim iş adamlarımızda “iş yok.”
“Kapı Komşum” yazarı, Gürcistan’ın Ankara Büyükelçisi Nodari Komakhidze’yi dinliyorum. Kendisi, bütün samimiyetiyle; “Gelin, Gürcistan üzerinden diğer bağımsız devletler topluluğu üyeleriyle gümrüksüz ticaret yapın.” çağrısında bulunuyor. Devlet Başkanları Şevardnadze’nin hakkımızdaki görüşlerini dikkatlerimize sunuyor: “Demokratik düzenli bir Gürcistan devleti kuruluşu safhasında olan ülkemiz için artık somut ve fiili işlerin yapılması zamanı gelmiştir. Bunu da öncelikle gelişmesinde Avrupa yolunu seçmiş olan ve önemli neticeler elde etmiş, ekonomik açıdan gelişmiş Türkiye Cumhuriyeti gibi en yakın komşu ülkemizle yapmamız gerekiyor.” Çünkü Türkiye, zor günde belli olan “hakiki dost”tur.
Geçtiğimiz günlerde bu dostluğun “ikinci ilmeği”, Posof-Türkgözü sınır kapısının açılmasıyla atıldı. Anlayana o gün, gerçekten “büyük bir bayram”dı. Zira; “Tarihte her zaman Doğu Anadolu, Gürcistan ve diğer Kafkasya ülkeleri için önemli ve doğal bir pazar olmuştur.” Uzun aradan sonra bunu, tekrar sağlama yoluna girdik.
Yeterli mi?
Hayır!
Şimdi, “yılan hikâyesi”ne yatırdığımız bazı hususları, yeniden ve doğru yorumlarla ele alarak “diriltme”miz lâzım. Şüphesiz bunlardan ilki, “petrol boru hattı” konusudur. Fakat bu konuda, hâlâ Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in sorusu, “askı”da duruyor: “Nihai kararda ekonomik ve siyasî kararlar rol oynayacak. Bizim için ikisinin de eşit önemi var. Boru hattının Türkiye’den geçmesinde hem petrol şirketlerinin, hem de bizim çıkarımız var. Ancak Türkiye’ye nasıl ulaşacağız konusunda soru işareti mevcut. Gürcistan mı, İran mı, ya da Ermenistan mı?”
Bizim hükümetimiz, onca çabasına rağmen, henüz “birçok ön şart”tan, birisini bile çözememiştir. Bundaki hatamız ya da eksikliğimiz, başkalarının “ağzına bakmak”tır. Biz, işte bu “hastalık çemberi”ni, bir türlü kıramıyoruz. Sürüncemeye bırakılan meselelerin temelinde, bu tutumumuz yatıyor.
Kararsızlığımız, başarısızlığımızı arttırıyor.
Aslında yapılacak iş, tutulacak yol belli. Ermenistan, İran ve Rusya’yı, aradan çıkardığımız zaman, “elde var bir” Gürcistan’a yaklaşmak lâzım. Azeri-Kazak petrol boru hattı, ilk iki ülkeden geçirilirse, yakın gelecekte bu hat, “Kerkük-Yumurtalık” mezarlığına dönüşecektir. Rusya için, “Boğazlar riski” var.
O halde ne bekleniyor, kimden, neyi bekliyoruz?
Şimdi zaman, kolları sıvama zamanıdır.
Herhalde Türkgözü sınır kapısı, boşuna açılmamıştır? Çünkü bu kapıyla birlikte; “Türkiye ile Orta Asya arasında, Gürcistan üzerinden” yeni bir “köprü” kurulmuştur.
Değerini bilelim ve “Gelin yatırım yapın!” çağrısını tekrarlayan Gürcistanlılara kulak verelim.
14 Ağustos 1995
Oyhan Hasan BILDIRKİ

