KÖPRÜNÜN ÖTESİ * Oyhan Hasan BILDIRKİ
İş, anlaşıldı. Karşılıklı paslaşmalar, “faul”lü de olsa, netice verdi. Yeni hükümet, protokole bağlandıktan sonra nasılsa kurulacak. Görülen köy, kılavuz istemez. Artık, “zıt kardeşler” koalisyonlarına alışmamız gerekiyor. Ülkemizin menfaati, böyle gerektiriyor.
Yalnız, dün “yıkılan”ın neden yıkıldığını, bugün “kurulmakta olan”ın nasıl kurulduğunu göz ardı edemeyiz. Hükümet, yine pamuk ipliğine bağlı. Söylenenler, yapılanı tutmalı. Bu defa “MHP desteği” iş açacağa benziyor. Bu konuda yanılsam, iyi olacak. Birlikte yaşayışımızın “küçük pürüzleri”ni, beraber yaşama alışkanlığına bırakabilsek…
Tren, raydan çıktı. Yeni hükümet çok kısa bir zaman dilimine, yüklü meselelerin çözümünü sığdırmak zorunda. Evvela, şu adı ne olursa olsun, seçim işini takvime bağlamalı. Yarın yine zor düğümler, “kördüğüm” olmasın. Gerisi kendiliğinden gelir.
Gelir ya! Köprünün ötesinde, bizi bekleyen “dağlar” var.
Gümrük Birliği ne olacak? Ertelenen grevler, nasıl sonuçlandırılacak? Yalnız ev kirası ve kuru ekmeğe talim eden memurun hali ne şekilde düzeltilecek? Erken yapılan zam ayarlaması açıklaması, fiyatların yükselmesine fırsat vermeyecek mi? Ya Hazar petrolleri konusu? Kuzey Kıbrıs olayı? Batı Trakya’daki soydaşlarımıza reva görülen “Türkçe Kitap” yasağı? Bosna-Hersek’in daha fazla ilgi ve yardım istekleri? PKK terörü? Erozyon tehlikesiyle karşı karşıya bulunan barajlarımızın hali?
Görüyorsunuz ya, sorular yığın yığın. Hepsi de zorlu, çetin. Üstelik hiçbirinin de beklemeye tahammülü yok. Sıradan işlerden değil, olağanüstü konumdalar. Çözüm için, kaybedilecek saniye yok.
Beride, “hükümet cephesi”nde yeni bir şey yok. Hazırlıklar, televizyonlarda gördüğümüz kadarıyla, “ağır-aksak” yürüyor. Komşumuz Suriye de “yürüme telâşı”nda. Baksanıza, “Hatay”ımızı, Atatürk’ümüzün “son yadigârı”nı, ilhak peşinde. Yüzsüzlüklerini İzmir Fuarı’nda dağıtmaya cüret ettikleri haritalarında “resmiyet”e dökmüşler.
Bu tarafta pancar, tarlada duruyor. Şeker, ateş pahası. Halk, köprünün ötesine geçilince, yükselen şeker fiyatlarının aşağıya indirilip indirilmeyeceğinin hesabında. Pazar, el yakar olmuş.
Anlayacağınız, yeni hükümetin işi zor. Bir de “koltuklar dağıtılınca”, neler olacak kim bilir? “Küçük ortak”ta, sular duruldu gibi. Büyüğünde kazanlar kaynatılıyor. Önce seçim yapılsa da, “kabından taşan sular” yerine dönse.
Velhasıl, işte görüyorsunuz; “kötü rüyâlar”dayız.
Bu rüyâlar, ne zaman bitecek?
Ne zaman sözlüklerde kalan; “beraber yaşama, dayanışma, paylaşma, zorluklara birlikte göğüs germe” gibi hasletler, günlük hayatımızın parçası haline girecek?
“Hasretleri yaşamak” zor!
Fakat, köprünün ötesi uzak değil.
Ne olur, “çözüm için” el ele verelim,
“Bu memleket hepimizin!”
20 Ekim 1995
Oyhan Hasan BILDIRKİ

