DIŞ TÜRKLERİ UNUTTUK * Oyhan Hasan BILDIRKİ
“Milyon canım olsa da bu vatana versem ben
Canımı engel diye sınırıma gersem ben
Kürşad’ın rütbesine ermek hayâldir bana
Ah, ne olur bir şehidin rütbesine ersem ben”
M. EMREBunca hay huyun arasında “boğuştuğumuzdan olmalı”, şahdamarımızda baskılarını daima duymamız gereken, “özelliği ve önceliği olan” konuları, unuttuk gitti. Seçimdir-geçimdir derken, yok kış ortası, kar yağışı, “yüksek çıtaya ayarlanan barajlar” derken, işte görüyorsunuz, rüzgâra kapılmış gidiyoruz.
Fakat, komşularımız bizim gibi değil. Onlar, başında oturdukları “dibek taşları”nda, sonsuz kinlerinin hıncını döve döve çıkarıyorlar. Bulgar dostlarımızı “göz ardı” edince, bu ülkenin sosyalistleri maalesef “Yaşasın Türkiye” ayaklarına yatarak, oradaki Türkleri tahrike yelteniyorlar. Korkarım Hak ve Özgürlükler Hareketi’nin gönüllülerine, fırsatın ucunu yakaladıkları anda, bu işi “yamayacak”lar. Bulgar komşumuz, amansız ve acımasız bir tuzağın peşinde. Yunanlının Batı Trakya Türkleri’ne uyguladığı “kitap rezaleti”, varılan noktada bizdekini aratmıyor. Kıbrıs’ta yeşil hat “gümbür gümbür”. Birleşmiş Milletler’in değil, sadece ve sadece Türkiye’nin gayretiyle, bir zamanlar bu ülkede estirilen “barış havası”, karartılmak isteniyor. Kuzey Irak, karmakarışık. İran’daki durum, meçhulümüz. Kırım’da ses seda yok. Kalabalık heyetlerle yapılan, ama bir türlü gerçekleştiğini göremediğimiz hedeflere doğru “ayarlanan Orta Asya gezileri” bitti, bıçak gibi kesildi. Azerbaycan’ı zaman zaman görüyor, çok kanallı televizyonlarımız sayesinde dinliyor, az çok biliyoruz. Yalnız unuttuklarımız, bildiklerimizden çok fazla.
Dışişlerimiz uyuyor.
Daha doğrusu, “gelecek uzak tehlikeleri kavrayamamaktan” ve biraz da başkalarının ağzına bakarak karar verme alışkanlığı edindiğimizden, “Dış Türkler gündemi”ni, duvara astık. Hoş, “dünya ile birlikte hareket” lâfını, dilimize pelesenk ettiğimizden bu yana, kendi özel gündemlerimizi unuttuk, tutmaz olduk. Ağza bakmanın kolaycılığına yattık. Belki de başarısızlıklarımızı, böyle bir yafta ile “yaldız”ladık.
Böyleyse, yazık!
Çünkü bize, meçhul yarınlarda “dostlar” lâzım olacak. İnsana dost, “en yakınları”dır. Milletler için de durum, böyle değil mi? Yaşadığımız dünyada, şayet ayaklarımız gerçekten yere basıyorsa, hiçbir dostumuzun bulunmadığını fark edeceğiz. Uluslararası arenalardaki yalnızlığımızın ve her seferinde “mars oluşumuzun sebebi”, bu. Bu yalnızlığımız daha ne kadar sürecek?
Zaman, aklımızı başımıza alma zamanıdır.
Zaman, dostlarımıza “kolkanat olma” zamanıdır.
Zaman, “dış Türkler”i yeniden, ama başkalarının ağzına bakarak değil, kendi kararlığımızla değerlendirme zamanıdır.
Yoksa, “ok kırılınca” akıl verenlerin “küstahlığına” katlanmak zorunda kalacağız. O zaman, seyreyleyin gümbürtüyü. Sözün özü, derhal ve sayı ile kendimize gelelim. Kendimize!
28 Kasım 1995Oyhan Hasan BILDIRKİ

