“YENİ TANZİMAT MI?” * Oyhan Hasan BILDIRKİ
Yaklaşık “yüz küsur yıl” önce de böyleydi. “Fikirsizlik sıkıntısı” dal budak salmış, aydınlarımızın tama yakını, “yabancı denizlerde” yüzme öğrenmeye çıkmışlardı. Sonunda da koca “Osmanlı çınarı”, devrilivermişti.
“Çaresizlikler dönemeci”, Osmanlı’yı bunalmıştı. Sanayi devrimi, bizi faka bastırmış, “tongaya düşürmüş”tü. Lale Devri’nin yenilikleri, “Vak’ayı Hayriyye” sayesinde belki sürdürülebilecekti. Fakat Osmanlı, “ne kadar Avrupa’ya yaklaşırsa yaklaşsın”; Avrupalı “ejderha kesilecek”ti. Azınlık hakları derken, İslamiyet’in dışındaki dinî cemaatlere de “yeni haklar” diyecekti. İdareye yukarıdan bakan aydınları “destekleyecek”, korkup sinen aydınları da “pasifize” edecekti.
Ya, Mısır Valisi Mepmet Ali Paşa? “İsyanın tam ortasına yürüyecek”, bizim olan Suriye’yi ele geçirme sevdasına düşecekti. Ordumuz, Nizip’te bozulacak; kaptanı deryamız, koca donanmamızı “Mehmet Ali Paşa’ya götürüp” teslim etme ihanetine saplanacaktı.
Sonrası; “Gülhane Hattı Hümâyûnu”.
Yani “Tanzimat Fermanı”.
Yani “Osmanlı çınarının devrilişi!”
Bu tarihî olayda, “sözde yanımızda olan” yabancı ülkeler arasında Fransa, İngiltere, Almanya ve Rusya vardı. Ortodoksların, daha ziyade “Rumlar”ın hamiliği, kuzey komşumuza bırakılmıştı. Avrupa’dan esen baskılar sonucu, “millî kimlik elbisemizden” Soyunduk. Avrupalı olmak için, ne gerekiyorsa yaptık. Sonuç; tarih sayfalarında şöyle özetleniyor: “Onca can, dökülen kan ve elden çıkan vatan!”
Ne zamana kadar?
Onca küsur yıl sonunda, “şimdi de aynı tufanlardayız”. Yabancının ağzına bakmaktan, bir hükümet meselesini bile çözemedik. “Aman ha!” korkuları, ufkumuza set olmuş. Aklı olanlarımız, “akılsızlık reçeteleri”nde çare arıyor. Aydınlarımız, birbirlerine “sayıları kadar farklı fikir”deler. Baş tacımız Fransa, PKK’yı yedeklerken, İngiltere de Kuzey Irak’ta yeni “Şark Meselesi”ni kaşıyor. Kendi ipliğine düğüm atamayan Rusya, Yunanistan tezgâhında. Denizaşırı Kardak, “Mısır Olayı”nın günümüzdeki benzeri. Aradaki tek fark; hain bir kaptanı deryamızın bulunmayışı. Hangi hakkın peşinde olduklarından ziyade, “yabancı ideoloji kırıntıları”nı haykırmak için yürüyen, yürürken, yakıp yıkan öğrenciler, işin tuzu-biberi. Türkiye kaynıyor!
Seçilmişlerimiz, yakaladıkları “sağır tencerelerde hükümet kaynatma” sevdasına kapılmışlar. Başbakanlık yarışından sarhoş olmalılar, “tehlikenin farkında” değiller. Hoş daha önceden de farkında olsalardı, “Atatürk’ün güzel ülkesi”ni, aralarında “Atatürkçü” olduklarını söyleseler de, bu duruma düşürmezlerdi.
Şimdi aklımızı başımıza almak, “sayıyla kendimize gelmek” zamanıdır. Çünkü biz, “yeni Tanzimat” dönemine hızla koşuyoruz. Uzlaşacaklar, birbirlerinden uzaklaşıyorlar. “Beşli çete”, Türkiye’yi değil, önce “kendi çıkarları”nın hesabına yattıklarından, birbirimizi nasıl harcarızın bulmacasını düşünüyor. Günler, su gibi akıp gidiyor. Millet, “umutsuzluğun girdabı”na düşmüş. Şimdilik, yalnızca seyrediyor.
Ne zamana kadar? İşte, burası belli değil!
Tehlike burada.
“Yeni Tanzimat”, bizim çöküşümüzü hazırlamasın?
Benim korkum, işte bu!
14 Şubat 1996Oyhan Hasan BILDIRKİ

