KÖPRÜNÜN ÖTESİ
BOSNA: KANLI LEKE * Oyhan Hasan BILDIRKİ
İstiklâl Marşı’mızın güzide şairi Mehmet Akif; “Medeniyet denilen tek dişi kalmış canavar”dan korkar, bunu her fırsatta ortaya koyardı. Devrinde Akif, yanlış anlaşıldı, şimdi de öyle. Fakat, yaşadığımız dünyanın, güzellik adına, yükseltilen değerler uğruna sergilediği çirkinlikler, onu, daima haklı çıkardı.
Şimdilik kaydıyla, Avrupa’nın ortasında, yadigâr şehrimiz Bosna’da, bir hiç uğruna akıtılan kanlar durduruldu. Sebepsiz yere ağlatılan anaların gözyaşları dindirildi. Çocukların ıstıraplarına, yaşlıların katlandığı dayanılmaz acılara, “bir vakte kadar” ara verildi. Bir vakte kadar.
Yarınlar neler getirecek, bakalım? Aslında yarınları anlamak, kavramak için, “dün”ü irdelemek lâzım. “Dün”e tulan ayna, yarınların en iyi, en gerçek, belki de en acımasız gösterenidir. Gerçeklerden yola çıkarak, yarınlara ulaşmak istiyorsak, “Avrupalı”yı incelemeliyiz. Avrupalı, benim gö-rebildiğim kadarıyla, önce “kendisine insan”dır. Kendinden olmayanı, birilerine, bir yerlere karşı kullanmayacaksa, yok sayar. Kendisi zorda ise, insan haklarından dem vurur. Aksine durumlarda da, insan haklarını, gönlünün dilediği şekilde, keseri kendine yontarak, bir güzelce (!) çiğner. İnançlarının dışındaki hiçbir topluma, daha doğrusu, hiçbir millete yüz vermez, yaklaşmaz. Onlara, “insancıklar” muamelesi bile yapmaz. Parlak lâflar, cilalı sözlerle, çıkar hesaplarına dayalı günlerde, ortada görünür, nice kişileri, en sonunda “hayâl kırıklığı”na düşürür.
Bosna: Avrupa’nın tam ortasında, Avrupalının alnının tam ortasında, yüzyılımızın en büyük kan lekesidir. Avrupalı, Bosnalıya kıymıştır. İnançlarının uzağında gördüğü, sömürülecek bir şeyinin olmadığını bildiği Bosnalıyı, öteden bu yana, kaçıncı kanlı yıldır, yapayalnız bırakmıştır. Üstelik Bosnalının elini kolunu, uygulanan acımasız ambargolarla bağlamıştır. Bağlamak ne kelime? Onu dört bir yanından sımsıkı sarmıştır. Bu davranışlarının altında, yüzlerce yıllık öfke ve kin tohumları yatmaktadır. Öyle ya, Bosnalı, hem Avrupa’da yaşayacak, hem İslâm’ı seçecek, hem de istiklâl davası güdecek, olur mu? Bosnalı, batının ufuklarında yükselen insanî normlardan uzaklaşacak, doğudan, doğunun mucizevî şafaklarından “medet” umacak, yedirirler mi?
Fakat, dört yılı aşkın bir zamandır, yaşadığı acılarla olgunlaşan, yaşadıkları çağı, en gerçekçi bir biçimde yargılama ustalığına ulaşan Bosnalı, dün olduğu gibi yarınlarda da, Avrupalının kabaran öfkesine, yedisinden yetmişine, dimdik ayakta kalarak karşı duracaktır. Bu karşı duruş, yeni yeni destanların yazılmasına, zaferlerin kazanılmasına, tek başlarına olsalar da, yetecektir. Onlar kendi güçleriyle, inandıkları Allah’ın yardımıyla, başka hiçbir şeyden medet ummadan, Avrupalıya, kaşınıp arandığı dersi, mutlaka vereceklerdir. Buna inancımız tamdır.
Varsın Avrupalı, nice boyalı kürsüler önünde, çatısı yıldızlarla süslü tavan altlarında, televizyonlarının sayısız kanallarında, insan adına uydurdukları yükselen değerlerini anlatsın! Varsın, başta biz olmak üzere, doğulu savunucular, Bosnalıdan uzaklaşsın. Bosnalının kurtuluşu, yakındır. Bosnalılar, Avrupa’nın tam ortasındaki bu kan lekelerini, elbette silecekler, anlayışı kıt olanlara, gereken dersi vereceklerdir.
13 Ocak 1995
Oyhan Hasan BILDIRKİ


