Free Web space and hosting from bz.tc
Search the Web

KÖPRÜNÜN ÖTESİ

Köprünün Ötesi E Kitaplar Kimlik Favori Linklerim Adreslik Ziyaretçi Defteri My Photos

Öteki Sitelerime Giden En Kestirme Yol

Oyhan Hasan BILDIRKİ, günümüz edebiyatçılarından. Hisarcılardan... Onu tanımanız için tuttuğumuz aynalardan biri bu site. Bir yazarı tanımak, aslında onun çağına ayna tutmak demektir.

Favori Sitelerim

YILMAZ: Ömrünüzü edebiyata vermiş birisi olarak, edebiyatın sizin hayatınıza ne gibi katkıları oldu?

BILDIRKİ: Ömrümü edebiyata verdiğim doğru. İlk yazılarımı ilkokul 4. sınıftayken yazmaya başladığımı hatırlıyorum. Bu yazılarda halk hikâyelerimizi örnek almış, onlara benzer hikâyeler yazmıştım. O gün bu gündür, hâlâ yazıyorum. Yazmak, kişiliğimin bir parçası. Yazmadığım zamanlar huzursuz oluyorum.

Edebiyattan katkı beklemek, benim işim değil. Bunu maddî katkı anlamında söyledim. Edebiyat aslında sizden bir şeyler alıp götürüyor. Ama edebiyatla uğraşmak, bir yerde zamana tuttuğum aynaya bakmak oldu benim için. Dünyaya farklı bir pencereden bakmaya başladım. Gökkuşağının renkliliğini gördüm. Yıldızları kıskanan güneşin her gün doğmaktan bıkmadığını izledim. Yazmanın, yaşamak demek olduğunu öğrendim.

Edebiyat, beni insanlaştırdı.

Birçok dostlarım var. Dünyanın birçok ülkesinden dostlarım var. Onlarla selamlaşmak bile güzel. Mevlâna’nın dediği gibi, “Hamdım, piştim, yandım!”  

      Bütün zamanlarımın fatihi sensin. Seninle keyfim yerinde… Seninle hayatım anlam kazanıyor, zenginleşiyor. Seninle dilim çözülüyor, şiir şiir rüzgâr olup esiyorum. Seninle yağmura dönüyorum; yanaklarını, saçlarını ıslatayım diye. Seninle kanım kaynıyor, damarlarımda sıcaklığın dolaşıyor. Umutlarım gerçekleşiyor, başım dinçleşiyor.
      Dışarıda çılgın sabah bülbülü dem tutuyor.
      Bahar gelmiş demek ki…

      Güvertede iki genç bahriyeli, yan yana duruyordu. Çok az konuşuyor, ancak büyük şeyler düşünüyorlardı.       Görelim Han’ım, kimdir o yiğitler?

      - “Kalkıp yerinden doğrulunca
      Anam, ben varıp savaşayım der
      Anadolu’da, Rumeli’de adı belli
      Sultan kulu, yiğit yürekli
      Anam, ben varıp savaşayım der
      Binler başı, binbaşı Nazmi Bey
      Kor ateş gözlü, demir bilekli
      Yüzler başı, yüzbaşı Hakkı Bey
      Kalkıp yerinden doğrulunca
      Anam, ben varıp savaşayım der
      Çanakkale, Çanakkale olalı
      Görmemiştir böyle iki yiğit
      Kara başımız kurban deyip vatan için
      Düştüler yola ki, ne ola?”

      Nazmi Bey der:
      - “Bre Hakkı, kuzucuklarım var, denize dökülecek, kâfire kanlı yatak olacak. Beni gözle, kara dinli kâfir kalleşliğinden.”

KARAKULAK: Bir konuşmanızda, "Şiir benim için öykülerimin, romanlarımın ön hazırlığı, bir kışkırtmasıdır." demişsiniz. Sizde şiir, bu konumunu sürdürecek mi?

BILDIRKİ: Arada sırada yayınlanmasına göz yumduğum şiirlerim varsa da, şair olma iddiasında değilim. İlk yayınlanan yazım, bir sevgi şiiridir. Fakat ben, bir yerde şiiri, kendim için yazıyorum. Şiiri, hikâyelerimin ön bahçesi olarak düşünüyorum. Orada çakan kıvılcımları, hikâyelerime taşıyorum. Bir yerde konuya girmek için, arada bir şiir yazarak, alıştırma yapıyor, ısınma turlarına çıkıyorum. Bunda da, amaçladığım sonuca ulaştığımı sanıyorum. En uzun hikâyemin bile, bir solukta, kesintisiz okunma hissini okuyucuya vermesi, şiirden kaynaklanıyor. Bir yerde de, şiirle yoğrulurken, aslında hikâyeyi yazan kalemimi sivreltiyorum. Şiir, duygulu, kısa, noksansız anlatmanın en kestirme yoludur. Ben, şiirsiz yapamam.
Hele hikâyesiz? Asla!

      Aman Allah’ım, yeşil bu kadar mı güzel olurdu? Ton farkıyla kucak kucak yeşil, bizim en sevdiğimiz renk. İnsana huzur veren küçücük ama etkileyici bir dünya, ayaklarımızın altında uzanıyor.

Oyhan Hasan BILDIRKİ: Bir edebiyat adamı.

Bunlara da göz atın

Dünyada adına en çok şiir yazılan insanlardan birisi, Mustafa Kemal Atatürk’tür. Bu da, ona olan bağlılığımızın, sevgimizin göstergesidir.
One of the most visited hubs on the Internet, reaching one out of every two Web users.
Köylü bu ya, şehre gelince dertleşecek, biraz da soluklanacak bir yer aramış. Gözüne kestirdiği bir dükkandan içeri girmiş. Bakmış, iki kişi tavla oynuyor. Her ikisi de gelene aldırmamışlar. Bizim ki yılar mı? Sormadan yapamamış:
- Be dostlar, demiş, ne yapıyorsunuz burada?
Ötekilerden esmeri, laf olsun diye söylemiş:
- Ne mi yapıyoruz? Görüyorsun işte, eşşek satıyoruz.
Köylü altta kalmaz, kurnazca soruverir:
- Daha başkaları da var mı? Sadece ikiniz mi?

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 'Doğu Türkistan' siyaseti ve Türk milliyetçiliği. Uygur Ülkesi'nden haberler, yorumlar.

Teşekkürler.